Kist, cilt dokusu içinde gelişebilen, genellikle sıvı, irin veya havayla dolu keseceiklere verilen isimdir. Cilt, genital bölge ve iç organlar da dahil olmak üzere vücudun birçok farklı bölgesinde oluşabilen kistler, enfeksiyon, yaralanma, kanal tıkanmasından ya da genetik koşullardan dolayı ortaya çıkabilir. Cildin altında büyüyen kistler, genellikle iyi huyludur ve tedaviye ihtiyaç duymazlar ancak oluşan kist çeşitli komplikasyonların bir sonucu olarak ortaya çıkarsa tedavi gerekliliği oluşabilir. Küçük şekilde görülebildiği gibi zaman içerisinde büyüyerek vücut yapısını tehdit edebilir.
Kistlerin çoğunluğu iyi huylu olmakla birlikte süre içerisinde büyüyerek kendini gösterebilir. Zamanla yok olmayan ve sürekli büyüyen kistler operasyon yardımıyla çıkarılabilir.
Kist belirtileri ne tür kist olduğuna ve nerede oluştuğuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Derinin hemen altında oluşan kistin ilk belirtisi anormal yumrudur. Karaciğer ya da böbreklerde meydana gelen kistler belirti vermeyebilir. En yaygın kist belirtileri şöyle sıralanabilir:
Yumurtalık kisti, yumurtalığın üzerinde veya içinde oluşan sıvı dolu keseciklerdir. Adet döngüsü sırasında ortaya çıkan yumurtalık kistleri, yumurtlama döneminin bir sonucudur. Bazı durumlarda, anormal hücre üretimi, çikolata kisti, polikistik over sendromu ve pelvik inflamatuar hastalıklar nedeniyle görülebilir.
Yaş gruplarına göre görülen yumurtalık kistleri şöyle sınıflandırılabilir:
Fonksiyonel kistler: Adölesan dönem adı verilen 13-18 yaş arası dönemdeki kistler daha çok fonksiyonel kistlerdir, genellikle ameliyat gerektirmez ve zamanla kaybolurlar. Bu dönemde vücudun hormon dengesi henüz oturmadığı için vücut geçici kistler oluşturabilmektedir. Fonksiyonel kistleri genellikle takip etmek gerekir. Çünkü düşük ihtimalle de olsa kistin yarattığı ağırlıktan dolayı “over torsiyonu” adı verilen yumurtanın dönmesi veya kist rüptürü sorunları oluşabilir. Bu takip dışında herhangi bir ilaç tedavisine gerek yoktur. Fonksiyonel kistler doğurganlık döneminde de görülebilmektedir.
Germ hücreli tümörler: Adölesan dönem ve takip eden üreme çağı ilk yıllarında görülebilen over tümörleridir. Tanıda belirlenen bazı tiplerde ameliyat yeterli olurken bazı tiplerinde ameliyata ek olarak kemoterapi tedavisi gerekebilmektedir. Daha çok solid organ şeklinde kendini gösteren solid kistik kitlelerdir. Ultrason kontrolünde fonksiyonel kist ya da solid kistik kitle olup olmadığı kolaylıkla belirlenebilmektedir.
Korpus luteum kistleri: Adet döneminde görülen kistlerdir. Ovulasyon (yumurtlama) ile meydana gelir. Tamamına yakını kaybolur, bazen kanamaya neden olabilir.
Dermoid kistler: Gebelik döneminde sık görülmektedir. İçerisinde vücudun dış yapısında bulunan deri, kıl, yağ, kemik, diş gibi ektodermal dokuların bulunduğu kistlerdir. Dermoid kistler hastada çok çabuk ağırlık oluşturarak torsiyon yani yumurtalık dönmesiyle beraber acil ameliyat edilmesi gereken kistler haline gelebilirler. Torsiyon oluşumunda eskiden yumurtalıkların hepsi alınırken günümüzde over torsiyonu eski haline getirilerek neden olan kistik kitle çıkartılabilmektedir. Çoğu kez bu yöntemde yumurtalık fonksiyonları eski haline dönmektedir. Çok ciddi geç kalmalar yok ise yumurtalıklar alınmadan çözülebilen bir sorundur.
Çikolata (endometriyotik) kistleri: Halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriyotik kistler içerisindeki yapı erimiş çikolataya benzediğinden bu ismi almaktadır. Üreme döneminde en sık görülen özel kistlerdir. Çikolata kistleri aslında endometriozis hastalığının yumurtalıktaki formasyonudur. Doğurganlık dönemindeki her 10 kadından birinde çikolata kisti görülmektedir. Bu kistlerde ameliyat konusunda çok daha seçici davranılır. Çünkü çikolata kistleri daha çok doğurganlık döneminde olan kadınlarda görülmektedir. Yani hastaların anne olma planları vardır. Bu nedenle çikolata kistlerinde hemen ameliyat önerilmez. Ancak hastanın ağrı şikayeti fazla ise ameliyat gerekir. Kist, 9-10 cm gibi çok büyük boyutlardaysa, artık pelvik baskı yapıyorsa cerrahi tercih edilmelidir. Ancak örneğin boyutu 5 cm, ultrasonda şüpheli bir düzensizlik yok, homojen yapıda bir çikolata kisti ise takip edilir. Çünkü bu kistler çok başarılı bir cerrahi yapılmazsa tekrar edebilen kistlerdir ve ameliyatta over rezervi azalabilir.
Bu nedenle mümkün olduğu kadar ultrasondaki görünümüne bağlı olarak özellikle hastanın çocuk sahibi olma arzusu varsa ameliyattan kaçınılarak takip edilmelidir. Ancak kandan alınan tümör belirteci olan CA-125 kanda artış gösteriyorsa bu hastalarda ameliyat gerekir. Kanser riski üreme çağındaki çikolata kistlerinde düşüktür. Yaş ilerledikçe çikolata kistlerinin tümöral olma riski artmaktadır.
Çoğu yumurtalık kisti, adet döngüsünün bir sonucu olarak meydana gelir. Bu durum fonksiyonel kist olarak ifade edilir. Ancak yumurtalık kistlerine neden olan diğer faktörler arasında hormonal dengesizlikler, endometriozis, pelvik bölge enfeksiyonları, polikistik over sendromu, gebelik ve genetik faktör bulunur. Ayrıca menopoza girmemiş kadınlarda da yumurtalık kisti riski söz konusu olabilir.
Yumurtalık kisti oluşumuna neden olan risk faktörleri şöyle sıralanabilir:
Cinsel ilişki sırasında kadın yumurtasının erkek üreme hücresi spermle döllenmesiyle başlayan süreç şeklinde tanımlanan gebelik (hamilelik) ortalama 37-40 hafta sürmektedir. Doğum kontrol yöntemlerine başvurulmayan cinsel birlikteliklerde hamilelik ihtimali artar.
Riskli gebelik ya da yüksek riskli gebelik; gebelik öncesi ya da gebelikte ek bir hastalığı olan veya taramalarda düşük riski veya bebekte sakatlık riski çıkan gebeliklerdir
Normal vajinal doğum yapılamayan durumlarda başvurulan yöntem, sezaryen doğumdur. Normal doğum düşünülen durumlarda acil olarak sezaryene geçiş yapılabileceği gibi doğum öncesi planlama yapılarak da sezaryen kararı alınabilir. Doğumdan önce sezaryen yapılacağı kesinleşmiş ise işlemin yapılacağı tarih ve saat belirlenebilir.
Sezaryen doğum, ameliyathane koşullarında ve anestezi altında gerçekleştirilen bir doğum tekniğidir. Bu işlemde önce karna, sonra rahme kesi uygulanarak bebeğin anne karnından çıkarılır. Daha sonra kesi yerleri dikiş ile kapatılarak doğum tamamlanır.
ajinal akıntı, vajina ve rahim ağzındaki küçük bezlerden salgılanan sıvıdır. Bu sıvı, vajinayı ve üreme sistemini temiz ve sağlıklı tutarak eski hücreleri ve kalıntıları temizlemek için her gün vajinadan sızar. Östrojen seviyelerindeki normal değişikliklerden vajinal akıntı meydana gelebilir
Vajina sarkması, vajinanın etrafındaki kas, bağ dokular, pelvik organları ve dokuları yerinde tutan sinir, kas dokularının zayıflamasıyla kopar ve vajenden dışarı sarkmalar meydana gelir. Normal doğum yapmak, östrojenin yetersiz gelmesi, yaşlılık gibi sebeplerden ortaya çıkmaktadır
Tedavi edilebilen cinsel yolla bulaşan hastalıklar: Sifiliz, bel soğukluğu, klamidya ve trikomoniyazdır. En sık görülen seksüel geçişli 4 hastalık ise; hepatit B, herpes simplex, HIV (AIDS) ve HPV tam olarak tedavi edilemez